Şeker (sofra şekeri), % 50 fruktoz, % 50 glukoz içerir. Glukozu tüm hücreler enerji için kullanabilirken, fruktoz, karaciğerde metabolize olurken, bir çok toksin ve yan etki oluşur.

 Glukoz ve fruktozun, metabolizmayı düzenleyen, insülin ve leptin gibi hormonlarn işlevleri üzerinde etkileri vardır. İnsülin, pankreasta beta hücreleri tarafından üretilir. İnsülin, vücudun enerjiyi yağ olarak depo etmesinde rol oynar. İnsülin ayrıca, kan şeker düzeyinin dengede tutulmasını sağlar. Kan şekeri yükseldiğinde, pankreas, kan şekerini normale döndürmek için insülin salgılar. Uzun süre kandaki  insülin seviyesinin yüksek olması, insülin direncine sebep olur. Artık hücreler, normal seviyedeki insüline cevap veremez. Hücrelerin cevap vermesi için daha yüksek düzeyde insülin seviyelerine ihtiyaç duyulur.  Bu da kilo almaya sebep olur. İnsülin direnci, dolaylı olarak karaciğer hastalığı, kalp hastalığı, diabet ve kansere sebep olmaktadır.

Glukoz insülin metabolizması üserindeki etkisi:

Glukoz metabolizmasının  %20 sinden,  fruktoz metabolizmasının ise % 100 ünden karaciğer sorumludur.  Örneğin 100 kalori glukoz tükettiğinizi varsayalım. Yaklaşık olarak glukozun % 20 si kullanılmak üzere, karaciğere gider, kalan % 80 i ise diğer organlara gider. Karaciğer bu glukozun çoğunu glikojene çevirerek depolar. Acil enerjiye ihtiyaç duyulduğunda, karaciğer belirli miktarda glukozu kullanır. Kullanılmayan glukoz ise trigliseride dönüştürülür. Yüksek düzeyde trigliserid, kalp ve damar hastalıklarına sebep olur. Glukozun yarattığı ikinci problem ise, karaciğere gitmeyen % 80 lik kısmı, diğer organlar tarafından metabolize edilirken ise serbest radikal hasarı oluşur.

Fruktozun insülin metabolizması üzerideki etkisi:

Fruktoz ise glukozdan tamamen farklıdır. 100 kalorilik şeker tükettiğinizi varsayım. Bunun % 50 si şeker,% 50 si fruktozdur. Karaciğer glukozun % 20 sini, yani 10 kalorisini metabolize edecektir. Fruktozun tamamını karaciğer metabolize edeceğinden, toplam 60 kalorilik fruktoz (yani 100 kalorilik saf glikozun 3 katı ), karaciğerin üsteleneceği miktardır. Aynı zamanda fruktoz, glikojene dönüştürülememektedir. Sonuç olarak karaciğer, früktozun tamamını yağa çevirecektir. Fruktoz metabolizması aynı zamanda karaciğer enzimlerini aktive ederek, karaciğer insülin direncine sebep olmaktadır. Bu da, pankreasa ekstra yük binmesi anlamına gelir. .

Karaciğer, bütün olarak tüketilen meyve ile alınan az miktarda fruktozu, etkili şekilde kullanabilmektedir. Ayrıca meyveler lif içerdiğinden, lif, früktozun emilimini yavaşlatır. Dolayısı ile bütün olarak tüketilen meyvenin, işlenmiş şekere göre emilimi daha yavaş olur. Karaciğer,belirli miktarda glukozu  da tolere edebilir. Patates, beyaz pirinç, makarna gibi nişasta ve glukoz bakımından zengin gıdalar, kilo aldırsa da, fruktoz gibi yan etkileri yoktur. Fakat aşırı kilo alımı, insülin direncini ve metabolik sendromu beraberinde getirir.

Sonuç olarak, fruktoz, glukoza göre, karaciğeri daha fazla yorar. Aynı zamanda insülin direncine ve buna bağlı leptin direncine sebep  olma ihtimali daha fazladır.

Leptin:

Leptin, yağ hücreleri tarafından salgılanan, protein yapısında bir hormondur. Leptin, kan dolaşımı boyunca dolaşarak, beyine, hipotalamusa kadar ulaşır. Beyine ulaşan leptin, yağ hücrelerinin yeterince enerji depolayıp, depolamadıklarını söyler. Bu sinyaller, vücuda, ne kadar yemesi gerektiğini, ne zaman doyduğunu ve ne kadar yağ olarak enerji depolaması gerektiğini söyler. Leptin fonksiyonları düzgün işlediğinde, kendimizi iyi hissederiz, iştahımız normal, enerjimiz yerinde olur. Leptin fonksiyonları normal çalışmadığında ise,  hipotalamus sinyalleri, açlık olarak yorumlar ve daha fazla enerji depolaması gerektiğini organizmaya söyler. Bunun sonucunda, fiziksel aktivitede azalma, iştah artışı ve özellikle karın bölgesinde yağ depolanması meydana gelir.

Leptin direncine ne sebep olur?

Aşırı karbonhidrat ve özellikle şeker tüketimi,  insülin salgılanmasını ve yağ depolanmasını artırır. Bu da leptin üretimini artırır. Uzun süreli yüksek leptin düzeyi, leptin direncine neden olur ya da beyin leptin sinyallerini doğru algılayamaz. Dolayısı beyin bu anormal sinyalleri açlık olarak yorumlar. Bu da daha fazla iştah, daha fazla yemek,  daha fazla şeker, daha fazla insülin ve daha fazla yağ depolanmasını tetikler.

Düşük karbonhidrat, çok az miktarda şeker, yüksek kalite protein ve yağ ile sebzelerden oluşan diyet, sağlıklı ve dengeli insülin ve leptin düzeyi için en iyi yoldur.

Comments are closed.